Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ayasofya'nın ibadete açılmasının arkasından tanımlama yaptı.

Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları şu şekilde:

"Diyanet İşleri Başkanlığımız dini yönüyle ilgil çalışmalara başladı. Müze statüsünden çıkmasıyla birlikte Ayasofya Camii'ne ücretli giriş uygulamasını kaldırıyoruz. Bütün camilerimiz gibi Ayasofya’nın kapıları yerli ve yabancı, müslim ve gayrimüslim herkese kapıları sonuna kadar açık olacaktır. 

24 Temmuz Cuma günü Ayasofya'yı ibadete açmayı planlıyoruz. Tüm milletimizden çalışmaların çabucak yürümesi ve hazırlıkların bitmesi için buralarda ziyaret, gelip görme gibi telaşın içerisine girmenin dürüst olmayacağını aziz milletime andırmak istiyorum.

İçeride bir takım eksikler var bunları gidereceğiz. 6 ay içinde bir takım hazırlıkları bitireceğiz.

Uluslararası alanda bu konuda ortaya konan her türlü görüşü anlayışla karşılarız fakat Ayasofya'nın hangi amaçla kullanılacağı konusu Türkiye'nin egemenlik haklarıyla ilgilidir. 

Türkiye Cumhuriyeti’nin bayrağı neyse başkenti neyse sınırları neyse 81 vilayeti neyse Ayasofya’nın vakfiyesine uyulması şeklinde camiye dönüştürülmesi hakkı da odur. Her türlü tavrı ve ifadeyi bağımsızlığımızın ihlali olarak kabul ederiz.

Bu konudaki her türlü ifadeyi bağımsızlığımızın ihlali olarak kabul ederiz. 

İstanbul'un Fethi ve Ayasofya'nın camiye dönüştürülmesi tarihimizin en şanlı sayfaları arasında yer alır. 

Fatih Sultan Mehmet Han aracısız olarak Ayasofya'ya yönelir. Bizans halkı burada akıbetini beklemektedir. Fatih, kendisini bekleyen halka hayatları konusunda güvence vererek Ayasofya'ya girer, mihrabı Ayasofya'nın ortasına diker. 

İlk ezanı kendisi okur, fethini tescillemiş olur. Şükür secdesi yaparak 2 rekat namaz kılar. Sultan fatih istanbulun incisi bu ulu mabedi zemininden çatısına büyük titizlikle inceler. Ayasfoya'nın kubbesine çıkan Fatih Sultan Mehmet Han, yapının mahvolmuş görüntüsü aleyhinde Farsa şunu söyler: Perdedari mikoned der kasr-ı kayzer ankebut bum nevbet mizedend der târem-i efrâsiyâb!

Ayasofya'nın minareleri, hünkar mahfili, nakışları, şadırvanı ve tüm unsurlarıyla 481 yılda bu ayla geldi. İstanbul'un en kalabalık cemaatlerinin toplandığı Ayasofya teravih, kadir gecesi, bayram günü gibi müstesna günlerde ilgi çekici manzaralara tanık olmuştur.

Yaptığı katkılar ve enerjik sahiplenişi itibarıyla milletimizin bugün insanlık tarihinin, mirasının en manâlı eserleri aralarında gösterilen Ayasofya üstünde hakkı daha fazladır. Müslümanların, hristiyanların, musevilerin barıştırma ve refah içerisinde yaşadığı bir yer haline gelmiştir İstanbul.

Ülkemizin her köşesindeki camilerimiz yanında her inanca ait binlerce takvim tarihi mabet vardır. Cemaati olan her yerde kiliseler ve havralar etkinlik göstermektedir. 435 kilise, sinagog ve sinagog bulunmaktadır. Buna rağmen millet olarak yakın tarihimizde deha bunun tam tersi örneklerle karşılaşmaktan kurtulamadık.

Ayasoyfa'ya tanıdık olmayan ilgisi daha sonraki yıllarda mozaik tamiri gibi bahanelerle sürer. Tek parti hükümeti çıkardığı kararlarla camilerin birbirine 500 metre kuralı olmasını getirerek Ayasofya'yı ibadete kapatılır. Sonra Ayasofya müze olarak ziyarete açılır. Atalar yadigari bu eser büyük bir tarih kıyımına maruz kalır. Caminin bitişiğindeki Fatih tarafından yapı ettirilen Ayasofya Medresesi gereksiz yere yıkılarak ortadan kaldırılır. Nadide halılar kesilerek sağa sola dağıtılır. Antika şamdanlar eritilmek üzere dökümhaneye götürülür. Sanat Eseri levhalar ise koskocoman oldukları için kapıdan çıkarılamaz depoya kaldırılır.

Bu levhalar sonradan Halkçı Parti döneminde her yerde asılır. Cami olduğu devirlerden hiçbir eser kalmasın isteyenler az kalsın Ayasofya'nın minarelerini yıktıracaklardır. Minik Ayasofya'nın minaresi hukuki dayanağı olmadan bir gecede yerle yeksan edilir. Merhum İbrahim Hakkı Konyalı'nın raporunda 'Bu minareler yıkılırsa Ayasofya'da yıkılır' dendiği için, mecburen yıkımdan vazgeçilir.

Aslında kimsesiz veya tek parti döneminde alınan bu karar tarihe ihanet olmanın yanına hukuka da aykırıydı. Ayasofya ne devletin ne de herhangi kurumun malı yok vakıftır. Fatih, Bizans hanedanı üstünde açıklanmış bulunan tüm emlake sahip olmuştur. Ayasofya Fatih'in ve onun kurduğu vakfın üzerine tapulanmıştır.

UNESCO'dan Ayasofya açıklaması: Endişe duyuyoruz